Hendek savaşının nedenleri olarak, Peygamberimiz (s.a.v), Medine’ye hicret ettikten sonra burada yaşayan Yahudilerle antlaşma yapmıştı. Kuba yakınında yaşayan Nadir oğulları Yahudileri, Uhut savaşından sonra Müslümanları rahatsız etmeye başladılar. Müslümanlarla yaptıkları antlaşmaları bozmaya yöneldiler. Bununla da kalmayıp Peygamberimizi öldürmek için suikast bile hazırladılar. Bunun üzerine Yahudiler yurtlarından çıkarılarak sürgün edildiler.
Yahudilerin ileri gelenleri bunu bahane ederek Mekke’ye gittiler ve Müşriklerle anlaştılar. Uhut savaşından iki yıl sonra müşrikler, Ebu Süfyan’ın kumandasında onbin kişilik bir ordu ile Medine üzerine yürüdüler. Durumu haber alan Peygamberimiz, her zaman olduğu gibi Ashabı ile bir durum değerlendirmesi yaparak, düşmana karşı değişik bir savaş taktiği uygulamak suretiyle Medine’yi korumaya karar verdi.
HENDEK SAVAŞI VE SONUÇLARI (H.5/M.626)
Müşriklerin büyük bir ordu ile Medine üzerine yürüdüğünü haber aldıktan sonra Peygamberimiz durumu ashabı ile görüştü. Medine”yi içeriden savunmak ve düşmanın içeri girmesini engellemek için şehrin etrafına hendek kazılmasına karar verildi. Başta Peygamberimiz olmak üzere Müslümanların sürekli çalışması sonucunda hendek altı günde kazıldı.
Düşman ordusu Medine önüne geldiği zaman hendeği görünce şaşırdı. Geçecek yer aradılar, fakat bulamadılar. Müslümanlar gece gündüz nöbet bekleyerek düşman hücumlarını önlediler. Peygamberimiz de bizzat sabahlara kadar nöbet beklerdi.
Düşman ordusunun kuşatması uzadıkça Medine’de darlık ve kıtlık baş gösterdi. Müslümanlar büyük sıkıntı çektiler. Mevsim kış olduğundan soğuktan ve açlıktan iyice bunaldılar.
Kuşatma başlayalı yirmi yedi gün olmuştu. Kuşatmanın son gününde Peygamberimiz Allah’a şöyle yalvardı:
“Allah’ım, Ey Kur’an gönderen Rabbim… Ey düşmanlarla hesabı tez gören Rabbim, şu düşman topluluğunu kır… Onları hezimete uğrat.. İradelerini sars Allah”ım…”
Peygamberimiz duasını bitirince, yüzünde sevinç belirtileri görüldü. Duası kabul edilmişti.
Müslümanlara Allah’ın yardım edeceğini müjdeliyordu.
Akşama doğru düşman tarafında çok şiddetli bir rüzgâr çıktı. Kısa sürede büyük bir fırtınaya dönüşen bu rüzgâr; kumu, toprağı düşmanın yüzüne, gözüne çarpıyor, çadırları söküp atıyordu. Yemek tencerelerini devirip, ateşleri söndürüyordu. Tabiat kuvvetleri adeta düşmanla savaşıyordu. Bu durum, düşmanı fena halde korkuttu. Daha fazla dayanamadılar. Onbin kişilik ordu bozguna uğradı. O gece korku ve dehşet içinde bir çok yiyecek ve mal bırakarak kaçtılar.
Sabah olunca, fırtına dinmiş, Medine ve çevresinde düşman kalmamıştı. Müslümanlar kendilerini kurtaran Allah’a hamdettiler. Bedir, Uhut ve Hendek savaşlarında hiç bir sonuç alamayan Mekkeli müşrikler, İslâm’ın nurunu söndüremeyeceklerini anladılar ve bundan sonra bir daha müslümanlara saldırmadılar.