Resûl-i Ekrem hazretleri, bazı kimselerin de âdeti olduğu üzere, her sene Ramazan-ı şerif ayında Hira dağına çekilir, orada İlâhî kudreti tefekkür eder, ibadet ve taatle meşgul olurdu. Kırk yaşına girdiğinde, başlangıçta kendisine sadık rüya yoluyla altı ay kadar ilâhî vahiy tecelli etmeye başladı. Sonra da Mekke-i Mükerreme yakınlarında bulunan Hira dağında vahiy meleği olan Cibrîl-i emîn vasıtasıyla kendisine nübüvvet ve risâlet verildiği müjdelendi. Akabinde Alak sûresinin ilk âyetleri indirildi. Hira’dan geri döndü ve bu olayı hanımı Hz Hatice’ye haber verdi. Sonra da İslâm dinini bütün halka tebliğ etmeye başladı.
Peygamber Efendimiz’in risâletten sonra Mekke-i Mükerreme’deki hayatı hakkında bilgi
Resûl-i Ekrem [sallallahu aleyhi vesellem], risâlet görevini Mekke-i Mükerreme’de yerine getirmeye başlamış ve önce Kureyş kabilelerini hak dine davet etmiştir. Kendisine ilk önce Hz. Hatice, sonra Hz Ebû Bekir, Ali ve kölesi Zeyd b. Sâbit hazretleri iman ederek İslâm’la şereflendiler. Ancak birçok kişi de ona düşmanlık yaparak putlara tapmaya devam etmişlerdi. Bunların içinde İslâmiyet’in en büyük düşmanı Ebû Cehil idi.
Hz. Peygamber’in, peygamberliğinin beşinci senesinde müslüman olanların sayısı 300’e ulaşmıştı. Giderek bu sayı daha da artmıştır.