Hz İsa’dan sonra tevhid dini unutulmuş, milletler arasında eğlence düşkünlüğü ve sapıklık artmış, bir fetret dönemi başlamıştı. Romalılar, bütün Avrupa’yı istila etmiş, Anadolu, Mısır, Şam ve Irak ülkelerini hâkimiyeti altına almışlardı. Bu dönemde Romalılar, İsevîliği âdeta putperestliğe çevirmişlerdi. Arap yarımadasındaki Arap kabileleri ise bedevi olarak aşiret ve kabile reislerinin idareleri altında zelil bir durumdaydılar ve kimi Hıristiyanlığı kabul etmiş, kimi Yahudiliğe meyletmiş, kimisi de tamamen putperest bir hayat sürüyorlardı. Bununla birlikte içlerinde Hanîfler adı verilen bir topluluk vardı ki bunlar Hz İbrahim’in dinine tâbi olmuşlar, Allah Teâlâ’nın bir ve tek olduğunu söylüyor ve dini ihya edecek bir peygamberin gelmesini bekliyorlardı. Varaka b. Nevfel, Ubeydullah b. Cahş, Osman b. Huveyris ve Zeyd b. Amr bunlardandır.
İşte böyle bir zamanda Peygamber-i Zîşan Efendimiz dünyayı şereflendirmiş, âhir zaman peygamberinin mukaddes gelişiyle de yeryüzünün aydınlanacağı zaman yaklaşmıştı.