Tenezzül etmemek deyiminin anlamı
* Önemsememek, umursamamak, değer vermemek, takmamak, başkalarını küçük görmek, alçak gönüllülük göstermemek.
* Kendi durumuna ve düzeyine aykırı düşen bir şeyi veya işi kabul etmemek.
Örnek: Bizi beş dakika dinlemeye bile tenezzül etmedi.
Örnek 2: Kalkıp yanımıza gelmeye tenezzül etmedin.
Örnek 3: Hayatım boyunca yalana asla tenezzül etmedim.
Örnek 4: Bu parayı vatandaştan almaya tenezzül etmemeniz gerekir.
Tenezzül etmek deyiminin anlamı
* Alçak gönüllülük göstermek, başkalarını küçük görmemek, mütevazı ve tevazulu olmak. Önemsemek, değer vermek, umursamak, dikkate almak.
* Durumuna ve seviyesine aykırı düşen bir şeyi veya işi kabul etmek, inmek, alçalmak.
Örnek: Tenezzül edip geldiğiniz için çok teşekkür ederiz.
Örnek 2: Önemli problemlerimiz var, tenezzül edip dinlerseniz memnun oluruz.
Örnek 3: Tenezzül edip telefonlarıma bile cevap vermiyor.
Örnek 4: Ben yalana tenezzül ettiğim için pişmanım.
Örnek 5: Şahsen başkasına ait olana tenezzül etmem.
Örnek 6: Annemin biriktirdiği üç kuruşa tenezzül etmem.
Tenezzül bile etmemek deyiminin anlamı
* Önemsememek, umursamamak, değer vermemek, takmamak, başkalarını küçük görmek, alçak gönüllülük göstermemek.
* Kendi durumuna ve düzeyine aykırı düşen bir şeyi veya işi kabul etmemek.
Örnek: Bizi beş dakika dinlemeye tenezzül bile etmedi.
Örnek 2: Kalkıp yanımıza gelmeye tenezzül bile etmedin.
Örnek 3: Aslında seninle konuşmaya tenezzül bile etmezdi.
Örnek 4: Hayatım boyunca yalana asla tenezzül bile etmedim.
Örnek 5: Bu parayı vatandaştan almaya tenezzül bile etmemeniz gerekir.
Örnek 6: Böyle ufak tefek oyunlara tenezzül bile etmemek gerekir.