Haber vermek deyiminin anlamı
* Bildirmek, haber ulaştırmak.
* Bir durumun, bir olayın belirtisi olmak.
Örnek: Öğretmenimizin gelmediğini haber verdiler.
Örnek 2: Annemler akşama size gelecekmiş, ben haber vermeye geldim.
Örnek 3: Bu durum kışın zorlu geçeceğini haber veriyor.
Örnek 4: Tahlil sonuçları hastalığınız konusunda net haber veriyor.
Haber çıkmamak deyiminin anlamı
Biri ya da bir şey ile ilgili beklenen bilgi ve haber gelmemek.
Örnek: Kayıp başvurusu olalı on gün oldu, hala bir haber çıkmadı.
Örnek 2: Bugün toplanacaktık ama kızlardan bir haber çıkmadı.
Haberi olmak deyiminin anlamı
Bilgisi bulunmak, haberdar olmak.
Örnek: Sınav sonuçlarından haberim var.
Örnek 2: Benim haberim olmadan dışarı çıkmak yok.
Haber atlamak deyiminin anlamı
Gazetecilikte bir haberi vaktinde yayımlayamamak.
Örnek: Bu kadar önemli bir haberi nasıl atlarsınız, aklım almıyor.
Örnek 2: Haber atlamayalım, dikkatli ol.
Haber göndermek deyiminin anlamı
Herhangi bir araçla bildirmek.
Örnek: Size özel olarak bir haber göndermek istiyorum.
Örnek 2: Bize haber göndermeden bu işe neden başladınız.
Örnek 3: Eski dönemlerde dumanla haber gönderirlermiş.
Haberden haber vermek deyiminin anlamı
Bir kimse veya bir konuda bilgi istemek.
Örnek: Haberden haber vermek için müdürün yanına gitmiştim.
Haberli olmak deyiminin anlamı
Öğrenmiş olmak, haber almış bulunmak.
Örnek: Bizim geleceğimizden haberli olduğu için evdeydi.
Örnek 2: Bu işi haberli olarak yapalım.
Haberin çalkalanması deyiminin anlamı
Bir söylentinin her tarafa yayılıp dedikodusu yapılır olması.
Haberdar olmak deyiminin anlamı
Bilgi edinmek, haber almak.
Örnek: Biz, geleceğinizden bu sabah haberdar olduk.
Örnek 2: Yaşanan kavgadan tüm sınıf haberdar oldu.
Haber sızdırmak deyiminin anlamı
Gizli kalması, saklı tutulması gereken bir bilgiyi el altından duyurmak.
Örnek: Lütfen toplantıyla ilgili haber sızdırmayın.
Örnek 2: Haber sızdırmak için şirkete ajan sokabilirler.
Haber sızdırmamak deyiminin anlamı
Gizli kalması, saklı tutulması gereken bir bilgiyi ilgisiz kişilerin öğrenmesine izin vermemek.
Örnek: Bu olayla ilgili haber sızdırmamaya özen gösteriyoruz.
Örnek 2: Toplantıyla ilgili haber sızdırmamak için önlemleri alın.
Haber uçurmak deyiminin anlamı
Çabucak, gizlice haber göndermek.
Örnek: Hemen haber uçurun köye, kaymakam bu gece misafir olacakmış!
Örnek 2: Sevdiğine haber uçurmuş, parkta buluşacaklarmış.
Haber almak deyiminin anlamı
Öğrenmek, bilgi edinmek, kendisine bildirilmek.
Örnek: Haber alınca size de bildiririm.
Örnek 2: Bir haber alamayınca kalkıp geldik.
Haber tulumu deyiminin anlamı
Dedikoducu kimse.
Örnek: Git bakkala sor, haber tulumu gibidir o.
Örnek 2: Haber tulumu gibisin kanka, nereden öğreniyorsun bunları?
Haber geçmek deyiminin anlamı
Bilgisayar, teleks, telefon, televizyon vb. ile bilgi iletmek.
Örnek: Az önce yine benzine zam haberi geçti.
Örnek 2: Bu konuda babama haber geçmemiz gerek.
Haber patlatmak deyiminin anlamı
Çok önemli bir haberi ilk kez açıklamak.
Örnek: Yarın bir haber patlatacağım, yer yerinden oynayacak.
Örnek 2: Beni iyi dinle, sana bir haber patlatıyorum, küçük dilini yutacaksın.
Haber yollamak deyiminin anlamı
Herhangi bir araçla bildirmek.
Örnek: Size özel olarak bir haber yollamak istiyorum.
Örnek 2: Bize haber yollamadan bu işe neden başladınız.
Örnek 3: Eski dönemlerde dumanla haber yollanırmış.
Haberin olsun deyiminin anlamı
Birine herhangi bir konuda uyarıda bulunmak için söylenen bir söz.
Örnek: Bey, biz bahçeye çıkıyoruz, haberin olsun!
Örnek 2: Ocakta yemek var, haberin olsun!
Örnek 3: Evde ekmek kalmamış, haberin olsun!
Haberdar etmek deyiminin anlamı
Bildirmek, haber vermek.
Örnek: Yarın giderseniz, beni de haberdar edin.
Örnek 2: Hastaneden çıkınca, bizi de haberdar edin.
Haberi patlatmak deyiminin anlamı
Çok önemli bir haberi ilk kez açıklamak.
Örnek: Yarın haberi patlatacağım, yer yerinden oynayacak.
Örnek 2: Beni iyi dinle, sana haberi patlatıyorum, küçük dilini yutacaksın.
Haber alamamak deyiminin anlamı
Öğrenmek istediğini öğrenememek, gerekli bilgi kendisine ulaşmamak.
Örnek: Bir haber alamayınca kalkıp geldik.
Örnek 2: Kaybolan uçaktan üç gündür haber alamıyorlar.
Haber beklemek deyiminin anlamı
Bilgi almak, bir şey öğrenmek için hazır bulunmak.
Örnek: Biz bugün de haber beklemeye devam edeceğiz.
Haber sızmak deyiminin anlamı
Gizli kalması, saklı tutulması gereken bir bilgi el altından duyurulmak.
Örnek: Gazetelerden okuduğumuza göre toplantıyla ilgili haber sızmış.
Örnek 2: Haber sızmış olsa bile bunu ispatlayamazlar.