Gıcık etmek deyiminin anlamı
Birini kızdırmak, sinirlendirmek, öfkelendirmek.
Örnek: Kardeşini gıcık etmeyi bırak, terlik geliyor.
Örnek 2: Sırf zeni gıcık etmek için onula konuşuyor.
Gıcık kapmak deyiminin anlamı
Bir davranışa veya bir kimseye sürekli sinirlenmek.
Örnek: Randevu saatine saygı göstermeyenlere gıcık kapıyorum.
Örnek 2: Açgözlü insanlara çok gıcık kapıyorum.
Gıcık vermek deyiminin anlamı
* Birini kızdırıp sinirlendirmek.
* Boğazı yakıp kaşındırarak öksürmeye yol açmak.
Örnek: Şu gevezeliğin, bana gıcık vermeye başladı.
Örnek 2: Gıcık veren bu tatlıyı yiyemiyorum.
Gıcık tutmak deyiminin anlamı
Bir süre boğaz gıcıklanmasına yakalanmak, konuşamamak.
Örnek: Gıcık tuttuğu için konuşmasını yarıda kesmek zorunda kaldı.
Örnek 2: Gıcık tutunca doğru dürüst konuşamadı bile.
Gıcık olmak deyiminin anlamı
Bir davranışa veya bir kimseye sürekli sinirlenmek.
Örnek: Randevu saatine saygı göstermeyenlere gıcık oluyorum.
Örnek 2: Açgözlü insanlara çok gıcık oluyorum.
Gıcık almak deyiminin anlamı
Bir davranışa veya bir kimseye sürekli sinirlenmek.
Örnek: Randevu saatine saygı göstermeyen insanlardan gıcık alıyorum.
Örnek 2: Açgözlü insanlardan çok gıcık alıyorum.
İç gıcıklamak deyiminin anlamı
* İstek uyandırmak, huylandırmak.
* Bir şeyden rahatsız olmak.